dulkadirogullari.sitemynet.com
dulkadir_logo.jpg

Ahmet DULKADİROĞLU'NUN SİTESİNE HOŞGELDİNİZ
**KIRŞEHİR TARİHİNDE DULKADİROĞULLARI**
AHMET DULKADİROĞLU'NUN IRAK İÇİN YAZDIĞI MUHTEŞEM ŞİİRİ
*HAKKIMIZDA*
21 ocak aile şöleninin basında yansıması
HOCA AHMET YESEVİ <<PİR-İ TÜRKİSTAN&gt>>
ŞÖLEN İZLENİMLERİ-1-
Ahmet DULKaDİROĞLU'NUN Şırnak ve Hakkari şehitleri için yazdığı şiiri
Halk şairi BABAM ALİBEY DULKADİROĞLU
SEÇME ŞİİRLERİMİZ
TARİHTE DULKADİROĞULLARI
KÖYÜMÜZ DULKADİRLİ
DULKADİROĞULLARININ YETİŞTİRDİĞİ ÜNLÜLER
RESİMLERLE ECDADIMIZIN BIRAKTIĞI ESERLER
KİTAPTAN ÖNSÖZLER
MEKTUP
DULKADİROĞULLARI PARASI
Yöremizde kullanılan Dualar-Beddualar ve Deyimler
LİNKLER VE DOST SİTELER
AHİ EVRAN-I VELİ VE ERDAL DULKADİROĞLU

HOCA AHMET YESEVİ <<PİR-İ TÜRKİSTAN&gt>>


Hoca Ahmet Yesevi, Ortaasya'dan Balkanlara Türklüğümüzü Müslümanlığımızı borçlu olduğumuz büyük veli...

"Dil" imizin gelişmesini, zenginleşmesini O'na borçluyuz.

"Din"imizin sapık görüşlerden arındırılmış, doğru yorumunu O'na borçluyuz.

"Milli Kültür " ümüzün inançlarımıza sımsıkı bağlı oluşumunu O'na borçluyuz

Hayatı

Türk tasavvuf geleneğinin hareket noktası "Pîr-i Türkistan" Hoca Ahmed Yesevî, Güney Kazakistan'da Çimkent şehrine 7 km., bugün Türkistan adıyla tanınan Yesi şehrine 157 km. uzaklıktaki Sayram kasabasında doğmuştur. Doğum yılı kesin olarak bilinmemektedir. 73 yıl yaşadığı ve 1166 yılında vefat ettiği şeklindeki yaygın görüş ışığında, 1093 yılında doğduğu ortaya çıkar.

Babası Sayram'ın ünlü bilginlerinden İbrahim Şeyh, annesi ise Kara Saç Ana'dır. Halkın inanışı, İbrahim Şeyh'in soyunu Hz. Ali'nin oğullarından Muhammed el-Hanefî'ye çıkarır.

Ahmed Yesevî, ilk öğrenimini yedi yaşında iken kaybettiği babası İbrahim Şeyh'ten alır. Babasının vefatından sonra ise, onun eğitimini menkıbelerin Hz. Peygamber'in talimatıyla bu iş için görevlendirildiğini söyledikleri Şeyh Arslan Baba üstlenir ve Ahmed Yesevî'nin manevî babası olur. Arslan Baba'dan tasavvufla ilgili ilk bilgileri alan Ahmed Yesevî, onun vefatından sonra yine onun önceden verdiği işarete uyarak dönemin ilim ve irfan merkezi olan Buhâra'ya gider.

Ahmed Yesevî, muhtemelen 27 yaşlarında iken, Buhâra'da, devrin önde gelen mutasavvıf ve bilginlerinden olan Şeyh Yûsuf Hemedânî'nin öğrencisi ve müridi olur. Yûsuf Hemedânî, eğer deyim yerinde ise, "gezginci bir şeyh"tir. O, çoğunlukla Buhâra'da ikamet etmekle beraber Mevr, Semerkanî, Herat gibi önemli merkezleri dolaşarak halkı Allah yolunda hizmete çağırır, dinî açıdan aydınlatır ve özellikle dînin özünün ve temel amacının, insanın ahlâkî açıdan olgunlaşması olduğunu söylerdi .

İşte Ahmed Yesevî de hocası Yûsuf Hemedânî'den dinî ve tasavvufî bilgileri onunla birlikte gezerek, görerek ve yaşayarak öğrenmiş ve öğrendiklerini de yalnız Türkistan'a değil, bütün Türk dünyasına güzel, sâde ve saf Türkçesiyle vermiş ve öğretmiştir. Nitekim o, şeyhi Yûsuf Hemedânî'nin vefatından sonra onun dergâhında halîfelik postuna oturmuş ve bir süre Buhâra'da Şeyhinin görevlerini üstlenmiştir. Daha sonra Yesî'ye dönen Ahmed Yesevî, vefat tarihi olan 1156 yılına kadar burayı merkez edinmiştir.

Yesî, artık Hoca Ahmed Yesevî'nin görüşleri ve eğitimiyle aydınlanan hareketli bir kent haline gelmiştir. Çünkü Türkistan'ın hemen hemen her yerinden öğrenci gelmiş ve Hoca Ahmed Yesevî'nin irşad halkasına girmişlerdir. Yesevî ocağında öğrenimlerini tamamlayan genç-yaşlı Yesevi müritleri, Türkistan'dan Balkanlara kadar uzanan bütün Türk yurtlarında Hoca Ahmed Yesevî'nin saf ve sâde Türkçe ile söylenmiş "hikmet"lerini terennüm ettiler ve eski Türk inanışlarının kalıntılarını İslâmiyetle uzlaştırmaya çalışan ve dolayısıyla kitabî dinin emirlerini tam olarak yerime getiremeyen henüz müslüman olmuş insanlara İslâm'ın sıcak, samimî, hoşgörü, tanrı ve insan sevgisine dayalı gerçek güzel yüzünü tanıttılar. Böylece Hoca Ahmed Yesevî'nin dînin özünü tam olarak yakalamış aydınlık görüşleri, çok kısa sürede , bütün Türk illerine yayıldı.

Hoca Ahmed Yesevî, içinde yaşadığı dönemin Türk toplumunun bozkırlarda at koşturan yan göçebe insanlar olduklarını; kadın-erkek, yaşlı genç hareketli ve kendi gelenek ve göreneklerini diri tutma yolunda başarılı ve mücadeleli bir hayatın içinde olduklarını çok iyi biliyordu. Bu insanlara o, kılı kırk yaran fıkıh kuralları içinde ve Arap -Acem kültür çevresinin etkileriyle boğulmuş karma karışık bir İslâm yerine, samimî ve sarsılmaz bir îman anlayışım telkîn eden dinî ve ahlakî kuralları Arapça ve Farsça'yı çok iyi bildiği halde; kendi dilleriyle ve onların seviyelerine uygun bir üslûpla sunmanın başarısının temeli olacağımı görmüştür. Onun için de Türk boylarının halk edebiyatından alınmış şekillerle insanlar arasında, dostluğu, sevgiyi, dayanışmayı, dünyayı Tanrı ve insan sevgisi ile kucaklamayı, yine Kur'an'dan aldığı ilhamla öğretti.

ahmetyesevi.jpg

Hoca Ahmet Yesevi Tarihte önemli şahsiyetler çıkaran Dulkadiroğulları'nında bağlı olduğu GÜNHAN kolunun BAYAT boyundandır.

HOCA AHMET YESEVİ'NİN HAYATINDAN BİR KESİT

Büyük alim hayatını TÜRK ve İslam aleminin geliştirilmesi için adamış bir Peygamber(S.A.V) aşığıydı.

Şöyle ki:"Kurmuş olduğu dergahta binlerce talebe eğitip Dünya'nın dört bir yanına İslamiyeti ve Türklüğü yaymak amaçlı göndermiştir.

Anadolu'yu da Türk ve Müslüman yapan en büyük değer olan Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri (Pir-i Türkistan) kendisini bu yola adamıştı.

63 yaşına girdiği zaman bütün talebelerini bir araya toplayarak bir konuşma yapmış ve artık yeryüzünün kendisine haram olduğunu,bundan böyle kendisi için yer altına yapılmış,olan ancak bir insanın güçlükle namaz kılacağı kadar genişlikteki yerde yaşamına devam edeceğini söylemişti.Tabi bu olaya bütün talebeleri çok şaşırır ama hiçbirisi saygısızlık edip nedenini soramaz.

Pir-i Türkistan yer altında yaşamaya başladıktan sonra bu olay devrin önde gelen siyasetçilerinin kulağına gider ve bunlardan birisi soluğu Hoca Ahmet Yesevi Hazt-retlerinin yanında alır.

Merakla sorar
"Hocam neden kendinizi böylesine bir cezaya çarptırdınız?"

Ahmet Yesevi Hazretleri ise:
"Bu soruyu hiç kimse saygısından ötürü soramadı ama bende sorsunlar diye bekliyordum.Sebebi şudur.Alemlere Rahmet olarak gönderilen İki Cİhan Sultanı Hz. MUhammet (S.A.V) 63 yaşında vefat edip yerin altına girdi.Bende şu sıralar 63. yılımı yaşıyorum.Hz. Muhammet (S.A.V) BU YAŞTA YERİN ALTINA GİRDİYSE BUNDAN SONRA BEN YERYÜZÜNÜ NEYLEYİM ARTIK YERYÜZÜNDE YAŞAMAK BANA HARAMDIR"
Açıklamasını yapmıştır.

turbe2.jpg

AHMET YESEVİ TÜRBESİ HERGÜN YÜZLERCE ZİYARETÇİYE EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR...


SİTE TASARIM:Oğuzhan DULKADİROĞLU