|
KİTAP ULAŞIM BİLGİLERİ
1-KIRŞEHİR'DEKİ KİTAPEVLERİ
2-KIRŞEHİR İÇİN TEL:0535 970 43 31
3-ANKARA İÇİN TEL :0505 457 87 85
4-ANKARA İÇİN TEL :0505 473 51 58
ÖNSÖZ-1
(1412-1522), (1540-1640) ile (1701-1750 ) Dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğu' nün iskân politikası sonucu, özellikle Kırşehri (Kırşehir) ve yöresi (Kayseri,Yozgat,Sungurlu,Aksaray,Ankara) başta olmak üzere başka bölgelere yerleştirilen (İskâna tabi tutulan) Oymak, Aşiret ve Cemaatler alfabetik sırayla ele alınmış, bilinen bugünkü yerleşim yerleri, aileleri ve topluluklarına kısaca temas edilmiştir.
Bu bölgelere yerleştirilen Oymak, Aşiret ve Cemaatlere mensup olanlar veya mensubiyetini bilemeyenler, değişmeden aileden gelen soyadından veya lâkaplarından yola çıkarak ecdadını tanıma fırsatı bulacaktır. Bu konuda Cevdet TÜRKAY tarafından kaleme alınan Tercüman Kaynak Eserler Dizisi (1) çerçevesinde yayımlanan "Başbakanlık Arşivine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar" adlı 962 sayfalık büyük hacimli eserden yararlandım.
Mensup olduğu Oymağın adı Aşiret ve Cemaat olarak geçtiği için, Oymak bölümünde bulunmadığı takdirde Aşiret ve Cemaat bölümlerine bakılması gerekmektedir. Adı geçen eserde 230 Oymak, 1500 Aşiret ve 5500 Cemaat yer almaktadır. Biz özellikle Kırşehir ve yöresine yerleştirilen Oymak, Aşiret ve Cemaatleri inceleme konusu yaptık.
Bazıları adını, soyadını, çağa, zamana veya hepsinin ötesinde kendisine, gördüğü tahsilin, kazandığı paranın verdiği ortama uymadığı veya kendine göre anlamı olmadığı için değiştirdiği olmuştur. Bu eser okunduğunda değiştirilen adın, soyadın, çağın ve zamanın ötesinde tarihi ve asil olduğu görülecektir.
Bazen Oymak, Aşiret ve Cemaat, yerleştiği yerin ya da başında bulunan yöneticilerin adlarını almıştır. Darbeli, Alaaddinli Oymakları: Aydınlı, Menteşeli, Saruhanlı, Dulkadirli Aşiretleri ve Çataltepe, Sarıkavak, Kuyucak, Akkocalı, Boz Hüseyinli Cemaatleri gibi. Bazen de topluluklar göçüp kondukları yerlere adlarını vermişlerdir. Mersin, Teke (Antalya), Hamideli (Isparta) ve Denizli illerimizin adı Türk Aşiretlerinden gelmektedir.
Oğuz Türklerine TÜRKMEN (Türkmân) de denilmektedir. Türkmen; Büyük Türk, Ulu Türk anlamına geldiği için öteki Türk boyları arasında Oğuzlar müstesna bir yere sahiptir.
Oğuz Türkleri arasında çeşitli devletler kuran beyler genellikle ayrı boydandır. İlk Müslüman Türk devletini kuran Karahanlılar (Eylükhanlar), Salur (Salgur) boyundandır. Kadı Burhanettin Devleti de aynı boydandır. Gazneliler, Osmanlılar ve Çandaroğulları Kayı Boyundan; Selçuklular, Kınık Boyundan; Akkoyunlular; Bayındır Boyundan, Dulkadiroğluları (Zülkadiroğulları); Bayat Boyundandır.
Eserde geçen Rakka Bölgesi: Ruha (Urfa), Halep ilçelerinden Menbüç, Hama, Humus'u içine almaktadır. Isparta, Burdur ve Sandıklı ilçesini içine alan Hamideli Bölgesi, Bozok bugünkü Yozgat Bölgesidir. Kırşehri ( Eserde Kırşehir olarak geçmiştir.) Bugünkü Kırşehir ve ilçeleri ile Nevşehir'e bağlı Hacıbektaş ve Gülşehir ilçelerini, Kengıri ise bugünkü Çankırı ilini kapsamaktadır.
Oymak, Aşiret ve Cemaatler için bazen Türkmân Ekrâdı deyimi kullanılmaktadır. Bugünkü dilimizde anlamı Türkmen Kürtleridir. Bazen de Ekrâd Türkmânı deyimi geçmektedir.
Anlaşılmaktadır ki, Anadolu'da ki (Bugünkü sınırlarımız dışında kalan Bosna-Hersek, İran, Irak, Suriye, Selanik, Arnavutluk......) bütün toplulukların Türk asıllı olduklarını kabul etmek gerekir. Kürd, Kürdi, Kürdiler, Murtana, Kürt Mahmutlu, Kürt Mehmedli, Çadırlı Kürdü, Karacakürd, Karakürd gibi çeşitli adlar altında Oymak, Aşiret ve Cemaat adları geçmektedir. Bu Oymakların bağlı olduğu topluluklar için Türkmân Ekrâdı, Konar-Göçer Türkmânı, Türkmân Tâifesi denilmektedir.
Kürd, Kürdi, Kürdiler, Murtana Aşireti ve Cemaatı Çankırı, Adana, Teke (Antalya) ve İçel Bölgelerine yerleşmiş olup, Yörük veya Türkmen Kürtlerindendir.Mersin ve Maraş bölgelerine yerleşen Kürdçü Cemaatı da Türkmen Taifesindendir. Bugün Kırıkkale iline bağlı Karakeçili ilçesine yerleşen Türkmen Karakeçili Aşireti Türkçe, Şanlıurfa'nın Siverek ilçesine yerleşen (Karakeçi Beldesi) aynı Cemaat'e mensup Aşiret Kürdçe konuşmaktadır. Karacakürd, Karakürd adlarıyla geçen Cemaate Kayseri, Sivas, Nevşehir, Adana, Saruhan ve Kırşehir Bölgelerine yerleşmiş olup, Konar-Göçer Bozulus Türkmenlerindendir. Acı olan bunların bir kısının benliklerini, daha doğrusu Türklüklerini unutarak veya unutturularak kendilerini Türk'ten ayrı bir soy imiş gibi göstermeleridir.
Kısaca Oymak, Aşiret ve Cemaat deyimlerini açıklamakta fayda var.
Oymak:Halk, soy, boy, kavim, aile, köy, çok koyunu ve sürüsü olan köylü, uruğ, kabile, şube, hayvancılıkla geçinen göçebe gibi çeşitli ve farklı anlamlara gelmektedir.
Aşiret :Arapça'da en küçük cemaat anlamına gelen kelime, Türkçe'de göçebe veya yarı göçebe hayatı yaşayan oymak veya boy anlamında kullanılıyor.
Cemaat:Bir araya toplanmış insanlar demektir. Anlaşıldığı gibi, Oymak, Aşiret ve Cemaat deyimleri aynı anlamda kullanılan kelimelerdir.
Örneklemek gerekirse Nevşehir, Kırşehir ve İçel'in Anamur ilçesine yerleşen ve Boynuinceli Türkmenlerinden olan Kurutlar (Kurutlu), Kızılalili ( Kızılaliler) Oymakları, bazen Kurutlu Aşireti, Kızılalili ve bazen de Kurutlu Cemaati, Kızılalili Cemaati şeklinde geçmektedir.
Biz bu eserimizi, tarihi belgelere ve gerçeklere dayanarak Türk Oymak, Aşiret ve Cemaatlerini toplamak suretiyle Türklüklerini unutanlara özbeöz Türk Soyundan olduklarını anlatmak ve belgelerle ispat etmek, yöre insanlarının köyünün / kentinin, obasının, atasının adını, nereden gelip, nereye gitmekte olduklarını hatırlamaya yardımcı olmak için kaleme aldık.
Atatürk, bilim adamlarının da hazır bulunduğu bir toplantıda arkadaşlarına; "Ben fani bir insanım, bir gün öleceğim. Büyüklüğüne ve insan kabiliyetine inandığın büyük Türk Milletinin gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda her şeyi unutuyor, sizleri yoruyorum. Beni bağışlayın. Diyerek içindeki samimi düşünceyi açıklamış ve araştırılması içinde sağlığında Türk Tarih Kurumunu kurdurarak faaliyete geçmesini sağlamıştır. İşte biz de Türk Milletini meydana getiren asil insanların gerçek tarihini gün yüzüne çıkarabilme gayret ve azmindeyiz. (2)
Bayrak Şairi merhum Arif Nihat Asya Bir kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıldığını düşün.Gerçeği karşısında, uzun yıllar çalışarak, araştırarak büyük çaba ve emeklerimizin karşılığı meydana getirdiğimiz eser, Milli-Mahalli tarih ve kültürümüze az-çok hizmet edebilmenin kıvancı, göz nurumuzun ve alın terimizin ödülü olacaktır.
ÖNSÖZ - 2
Dünden bugüne Dulkadiroğluları; isimli eserimi kaleme almamın sebebi, bu konuda Kırşehir ve havalisini (Kırşehir, Aksaray, Yozgat, Nevşehir, Kayseri, Kırıkkale ve Çorum ;Sungurlu özellikle inceleyen bir eserin yazılmamış olması ve Yüce Peygamberimizin Bildiğiniz şeylere dair kitaplar yazınız, bu en hayırlı bir ameldir Hadisine mazhar olabilmek,öldükten sonra yaşamak amacını taşımaktadır. Bu eser faydalı olduğu takdirde mazideki ve bugünkü Dulkadiroğulları;na ışık tutacak ve daha da önemlisi bu konuda araştırma yapanlara en küçük bir fayda sağlarsa kendimi mutlu sayacağım. Zira okumakta olduğunuz bu eseri vücuda getirebilmek için çeyrek asrı aşkın gerek yazılı kaynaklardan ve gerekse yaşayan kaynaklardan aralıksız olarak iğne ile kuyu kazarcasına bilgi ve belge edinmek amacıyla gayret ve emek sarf ettim.Lise yıllarımda henüz 15 yaşımda iken; önce aslen Kayseri ilinin Tomarza ilçesine bağlı Gülveren Köyünden olup İstanbul;da öğretmen Ali SARIÇİÇEK (Dulkadiroğlu) ile Maraşlı Halk Şairi Mustafa ZÜLKADİROĞLU;na bilgi ve belge için yazdığım mektuplara
verdikleri,16.12.1968 ve 13.Mart 1972 tarihli cevabi mektupları eserin sonunda (Mektup- 1-2 )olarak veriyorum ki bu uzun ve meşakkat dolu yola nasıl başladığımı değerli okuyucuların bilgisine sunmak herhalde yaralı olacaktır.Ayrıca, yüzden fazla yazılı kaynağa başvurdum, okudum ama bu çapta Kırşehir ve havalisini araştıran özel bir esere rastlayamadım.
Tarih kitaplarında yazılanların dışında bugün hâlâ Kahramanmaraş, Kırşehir, Malatya ve Kayseri;de görüştüğümüz Dulkadiroğulları;na mensup kişiler, rivayetten öteye pek bir şey bilmemektedirler. Hatta Kahramanmaraş taki Dulkadiroğulları;nca ailede tutulmakta olan şecerenin 1940lı yıllarda Kırşehir'e getirildiği ve kaybolduğu rivayetler arasındadır.Diğer taraftan,08.09.l931 tarihinde Maraş şehrini gezen folklorcu ve araştırmacı Ali Rıza Yalgın ,;Maraş şairleri incelemesini yaptım ve Maraş
ta tanınmış meraklı kişileri tespit ettim .Bunlardan eski Belediye Başkanı Derviş Bey (kendisiyle görüşemedim.) de basılmamış güzel bir Maraş Tarihinin yazması olduğunu duydum.Zafer Bey (Vilayet Encümeni Başkatibi),bu tarihin kıymetli eserler arasında bulunduğunu söyledi.Demektedir. Belediye Başkanı Derviş Bey, Dulkadiroğlu ailesindendir .Acaba diyorum, kaybolduğu söylenen eser,aile şeceresi bu eser midir? (65,s.319)
Bütün bu şimdilik yaşayan rivayetler ve hemen hemen beş asra yakın uzaklık daha da uzamadan bildiklerimizi, faydalandığımız ve bizzat derlediğimiz sözlü ve yazılı kaynaklardan süzerek yazılı hale getirmek amacımız olmuştur.
Yüce Peygamberimiz;Neseplerinizi, soylarınızı, bilip öğrenin, hısımlarınızı arayıp sorun, akrabalarınızı arayıp sormayacak olursanız her ne kadar yakınlarınız da olsalar onlarla hiçbir yakınlığınız yok demektir. Onları arayıp sorduğumuz zaman uzakta bile olsalar uzaklık diye bir şey kalmaz.; (6) buyurmaktadır. Kaldı ki yaptığımız çalışma halkın vicdan ve hafızasındaki manevi değerleri araştıran folklor olup, milletin manevi hayatını diri tutmaya vesile olduğu gibi, edebiyat ve sosyoloji gibi ilimlere de malzeme veren hazine olacaktır.
Mazideki Dulkadiroğulları'nı kaynak eserlerden alırken bugünkü Dulkadiroğulları'nıda duyduğumuz ve bizzat gördüğümüz haliyle ilk elden yazmaya çalıştık. Kitabın sonunda şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış Kırşehir- Dulkadiroğulların'ın şeceresini (Soykütüğü) çıkardık.Biz, ünlü Türk şair ve düşünürü Bahtiyar VAHAPZADE'NİN çizdiği;
Biz geçmişe sığınmadık
Dünen vardık bugün varık
Biz geçmişe güvenerek
Geleceği adımlarık.
Dizelerindeki güzel yolda yürümekteyiz.
Dulkadiroğluları,1522 yılında beylik olarak tarih sahnesinden çekilmesini müteakip , 17., 18. ve 19. Yüzyıllarda Osmanlı Devletinde Âyan olarak görev yapmışlardır. Âyan: Bir yerin ileri gelen, itibarlı nüfuzlu kimse ve ailelerini ifade eder. Ayrıca eşraf ve hanedan kelimeleri ile de aynı anlama gelir. Devletle halk arasındaki işlerde aracı olarak görev yapmışlardır. (7)
Dulkadiroğluları, 16. ve 17. Yüzyıllarda, Osmanlı rejiminde, Osmanlı hanedanı dışında, asil (doğuştan soylu) kabul edilen üç Türk ailesinden biri olmakla devam etti. Diğerleri Giraylar (Kırım Hanları ) ve İsfendiyaroğullarıdır ki bu dört ailenin mensupları için ;Cenapları; hitabı yazılırdı. (8) Bu husus kesinlikle ırk esasına dayanmaz. Kaldı ki biz,;Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler halinde koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz Allah katında en değerliniz,;na karşı gelmekten en çok sakınanızdır.(Hucurât Suresi 13. ) Ayetine iman ederiz. Aşık Veysel de bir şiirinde Yüce Kitabımızın bu ayetinden esinlenerek ;Aynı vardan var olmuşuz/ Sen gümüşsün, ben saç mıyım?diye ayrım yapanlara uyarıda bulunmaktadır.
1522 yılında Beyliğin Osmanlılara ilhak edilmesinden 19. Yüzyıla kadar Zülkadriye (Dulkadriye) Eyaleti adı altında beş Sancaktan (Maraş, Malatya, Ayıntap, Samsat, Kars-ı Dulkadir (Kadirli)den oluşan Eyalet olarak varlığını devam ettirmiştir. Beyliğin 1515 yılına kadar merkezi Elbistan, (1515-1522) yılları arasında ise Maraş olmuştur. Dolayısıyla 185 yıl aralıksız Beylik olarak egemenliğini sürdürmüştür.
Bizden sonra geleceklere genel tarihimizi ve özelde kendi ecdadını tanıma fırsatı verebilirsek hem onları tarihi ile barışık olabilmeyi ve hem de bir araştırma ürünü olan bu eseri daha bir merakla öğrenmeye,eleştirmeye,ilave bilgiler katmaya sevk edebilirsek,Bizden Öncekiler Ne Yaptı?; sorusuna karınca misali;bu yolda öldü; cevabını verebilmekten mutluluk duyarım.
Büyük bir araştırma ve çalışma ürünü olarak yazmaya gayret gösterdiğim bu eserde eksiklerim, hatalarım veya istemeyerek yanlışlarım olabilecektir. Düzelten, bu mevzudaki üstatlara şimdiden teşekkür ederim. Çalışmak bizden, takdir sizden ve yardım Yüce Yaradanımızdandır.
|